GERİ    

 Değerli arkadaşlarım,

        Önce bizi eskiye, 35 yıl geriye götüren  bu siteyi öneren, hazırlayan ve emeği geçenlere teşekkür  ediyorum.

         Benim yaşam öyküm 1969'da bu siteyi oluşturanların çoğunluğundan ayrıldı. İlk bölümü hüzünlü bir öyküdür:

         1966/1967- 1968-1969 yıllarında 2 yıl  arka arkaya  sınıfta aynı derslerden  kalıp belge aldım ve okuldan ayrıldım. O yıl benimle belge alan, şu an soyadını bile hatırlamadığım EROL diye Çorum'lu bir arkadaşımla  KARS'a vekil öğretmenlik yapmaya gittik. Amasya'dan sonrası trenle1 gece 2 gün süren bir yolculukla. Sonra ertesi gün  paramız bitti. EROL'un  ceketini sattık. Sivas'a kadar gelebildik. Trende bize acıyan bir tüccar  para verdi de Amasya'ya kadar geldik. Erol orada kaldı. Babası Hattusas otobüslerinin ortağıymış. Yazıhaneden para alarak bana verdi. Çorum'a o parayla gittim. 

          Sonrası mı? Bir sürü işde çalıştıktan sonra askerlik ve   İş Bankasına girişim. Oradan emekli oldum. İstanbulda oturuyorum. 1 kızım ve 1 oğlum var.

Beni tanıyan ve tanımayan tüm arkadaşlara  selamlar. 

YÜCEL AKÇA    

Ayhan Altay'ın özel notu:

Bu notu, Yücel'den habersiz yazıyorum. O da bu yazıyı, sitede yayınlanınca görecek.

Okulda Yücel, en çok birlikte olduğum, okuma ve yazma çalışmaları yaptığımız diğer bir değişle Edebiyat sevdalısı olduğumuz arkadaşlarımdan biriydi. Ne yazık ki; bu yeteneğini daha sonra kullanmamış.

Yücel'le yaklaşık 33 yıl sonra raslantısal olarak bağ kurduk. 35 Yıl sonra ise yüzyüze görüşebildik. Sevgimizin hiç azalmadığını görmenin mutluluğunu yaşadık. -Sahi; ben yeni dostluklar edinmede hayli başarısızım gibi. Ondan mıdır eski dostlara daha bir sarılmam?-

Yücel'le birlikte bir dötlüğü aklıma gelir hemen. Kendisinin bile unuttuğu bir dörtlük:

Seni alıp uzaklara giden o tren,
Benim üzerimden geçer hışımla.
Devrilir bakakalırım ardından,
Seller gibi akan gözyaşlarımla.

Bundan sonraki yaşamında trenler, mutlu olduğun yerlere taşısın seni sevgili dostum.

GERİ