GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ
Gönderen: Ülker Çetintürk Aykaç
Öncelikle aynı sıraları paylaşmış tüm meslektaşlarımı, onlarca yıl geriye götüren, duygulandıran, sevindiren sitemizin kurulmasında emeği olan arkadaşlarımı kutluyorum.
Eski Çorum Öğretmen Okulunda okudum. Hepimiz aynı emellerle başladık okula. Üç yıl boyunca güzel arkadaşlıklarımız, dostluklarımız, pekçok anılarımız oldu. Ayrılırken bazı arkadaşlarımızla belki de hiç karşılaşamayacağımızı, bazılarından da içimizi yakan üzücü haberler alacağımızı düşünememiştik bile.
Bir buçuk sene önce, hayati bir tehlike atlattığımda, okuduğum, arkadaşlarımla üç yıl birlikte yaşadığım okulumuza, mezun olduktan sonra hiç gitmediğim için çok üzüldüm. İzmir'de oturuyorum ama Çorumluyum. Uzun yıllar öğretmenlik yaptım Çorum'da. Nasıl olur da bir defa bile gitmemiş olabilirdim?
2008 yılı Kasım'ında Çorum'a gittiğimde bir günümü eski okulumuza ayırdım. Okula yeni başlayan öğrenciler gibi heyecanla çıktım evden. Her sabah beş kız arkadaşımla beraber geçtiğimiz yollardan yürüyerek gidiyorum. Verem Hastanesi, Polis Karakolu ana cadde,Hükümet Konağı arkası yüz, yüz elli metre devamı.
Şu koca koca apartmanların yerinde boş tarlalar vardı o zamanlar. Hey gidi günler... Ne eğlenirdik bu boş araziden geçerken.
İşte eski okulumuz. Bahçe duvarları 43 sene önceki gibi hala duruyor. Sınıflarımızın bulunduğu ön bina yıkılmış, yenilenmiş. Arkada resim atölyesi, müzik salonu olarak kullandığımız bina şurası.
Bahçe kapısından girdim. Sol tarafta parmaklıklar içinde koca bir ağaç altında havuzumuz, sağ tarafta ağaçlı, çiçekli küçük bir bahçecik vardı eskiden. Bahçeye doğru yürüdüm. Zamanımızdaki çınar ağaçları koca koca ulu çınar olmuşlar. Ne kadar oturup sohbet etmişizdir şunların altında. İşte voleybol sahamızın yeri, basketbolu şurada çalışırdık. Şurada da kum havuzumuz vardı. Metin Hocamız az mı koştururdu bizi, maçları kazanabilmek için az mı ter döktük bu bahçede?
Resim-müzik binasının içine girdim. Teneffüs. Minik minik öğrenciler. Sol tarafta masada oturan öğrenci sordu:
-Teyze kimin için geldin sen?
-Hepiniz için oğlum. Öğretmenim ben.
-Öyleyse şuraya adını yazıp bir imza atar mısın?
Sol taraf odadaki(eskiden beden eğitimi soyunma odamızdı) müdür yardımcısından izin alarak merdivenleri çıkmaya başladım. Koro salonuna yetişebilmek için ne koşarak çıkardık bu merdivenleri. Hepimiz canlı hayat dolu, pırıl pırıl gençler ve yıllar sonra duygu, özlem dolu, ağır ağır çıkan emekli öğretmen... Merdivenin yarısına geldiğimde duvarda bir ayna. Yaklaştım yavaş yavaş hani var ya Cahit Sıtkı'nın;
"Benim mi Allahım bu çizgili yüz?
Ya gözler altındaki mor halkalar?
Neden böyle düşman görünüyorsunuz?
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?" dizelerini okuyası geliyor insanın.
Koro çalışmamızı şu salonda yapardık. Rahmetli Rüştü Bey, bazen konuşmalarımızı dinlemek için gizlice teyp koyardı masanın altına. Alt katta resim atölyemiz ve tiyatro salonumuz (şimdi bölünüp sınıf haline getirilmiş). İşte sahnemiz şurada idi.
Bir 16 Mart Öğretmen Okullarının Kuruluş Günü gecesinde salon tıklım tıklım dolu. Ön sırada vali, yardımcıları, M.E. Müdürü, rahmetli Tayyar Bey, hocalarımız, arkada veliler, misafirler. Biz sahne arkasından heyecanla folklör ekibi olarak çıktık. Birkaç oyundan sonra tam Silifke oyunu esnasında, folklör elbisesinin arka eteğine basıp sırtüstü düşüverdim. (Kıyafetler üçetek. Arkada uzun bir bölümü vardı ve Silifke oyunları da bildiğiniz gibi çok hareketli.) Davul zurna sustu. Oyun durdu. Koca salon daha önce öyle yüksek kahkaha sesiyle hiç çınlamamıştır. Kahkaha bir türlü bitmiyor. Ben utandım, ellerimi yüzüme kapattım, kalkmıyorum. Sahne arkasından gelen Rüştü Bey "evlat olur böyle, böyle şeyler olur evlat" diye birkaç kez dolandı etrafımda. Sonra elimden tutup kaldırdı. İşte böyle bir dünya...
O anda, "evlat evlat" diye etrafımda dönen sevgili hocamızı İzmir'de, çok yağmurlu, çok hüzünlü bir sonbahar gününde (22 Ekim 2007 ) gözyaşları içinde defnedeceğimiz aklımın ucundan bile geçmezdi. Çok değerli hocamız; Ruhun şad olsun, nur içinde yat.
Tüm öğretmenlerimizi sevgi ve saygı ile anıyor, aramızdan ayrılanlara Tanrı'dan rahmet diliyorum. Öğretmen arkadaşlarıma da sağlıklı ve mutlu yaşam diliyorum.