Gönderen: TURAN AKPINAR
YANILIYOR MUYUZ YOKSA !!!
Sevgili dostlar,
Gecen yıl ocak ayı sonu emekliliğe ayrılmam nedeniyle üç ayrı okulda veda yemeği verdim. Uzun yıllar birlikte çalıştığım Alman meslektaşlarımla geçireceğim son günümü tamamlamış oldum.
Aynı ortamı bu yıl gene ocak ayında emekliye ayrılan eşim içinde yaptık. Çok da güzel geçti...
Her iki toplantının sonunda da Alman öğretmen arkadaşlarımın yönelttiği sorular beni oldukça şaşırttı, bir o kadarda düşündürdü... Bizleri kutlamaya gelen Alman öğretmen arkadaşlarım bana ve eşime aynı düşünceyi açıklıyorlardı:" Ne güzel, artık ülkenize rahat rahat gidebilirsiniz değil mi?"
Benim veda günümde gelen bu türden temennileri izin, tatil gidişi olarak değerlendirip üzerinde fazla durmamıştım. Eşimin veda yemeklerinde de ayni sözleri duyunca üzerinde yorum yapma gereği duydum. Arkadaşlarıma; zaman zaman gidip geleceğimizi söylediğimizde hayret nidaları çıkararak "Ah so!" sözcükleri ile hayal kırıklıkları yasadıklarını, kafalarında düşündükleri temelli dönüş,kesin dönüş yanıtını bulamamanın şaşkınlığını gördüm...ve...;
30 yılını burada geçirmiş, yerleşik konuma gelmiş, yatırımlarını bu ülkede yapmış, siyasi ve sosyal ortamın bir üyesi gözü ile değil de işini bitirip ülkesine geri dönecek biri gibi görülmem düşündürdü beni..... Yıllarca birlikte çalıştığım öğretmen arkadaşlarım bana hep geçici gözüyle mi baktılar acaba? Eğer böyle ise sınıflarında bulunan yabancı çocuklar da bir gün ülkelerine dönecekler anlayışı ile mi yaklaşılıyor? Bu düşüncemi genellemek istemiyorum ama bana yansıyan duyguları aktarmak istiyorum sizlere. Sosyal yaşamı, insanlarla iç içe olan kesim kuşkusuz ki öğretmenlerdir. Bu durum her ülkede değişmez kuraldır. Öyleyse söyler misiniz bana... Belediyede çalışan memur, sosyal kurumlarda çalışan Alman görevliler öğretmenler kadar yabancılarla iç içe değiller. Ya onların düşünceleri nedir? Bu yabancılar nasıl olsa bir gün gidecekler anlayışımı geçerli?
Alman sosyal bilimciler ve siyaset adamlarının dillerinden düşürmedikleri UYUM İÇİNDE YAŞAMA sözcüklerine Avrupa'nın değişik ülkelerindeki siyasilerde örneğin 19 Şubat 2010 tarihli Hürriyet gazetesini Avrupa sayfasında Hollanda sağlık bakanı Ab Klink " Uyum konusunda yetersiz kalıyoruz" sözleride dikkate alındığında şu soruyu sormadan edemiyorum;
Uyum yasalarda, kâğıt üzerinde yazılmalı ama önce insanların beyinlerinde yerini bulmalıdır. Yani ben Alman komsumla yabancı yerli bakışı ile değil aynı ülkenin yurttaşları olarak algılanmalım. Burada kalıcı olduğum artık düşüncelerde berraklaşmalı. Eğer beni geçici görürseniz sorunlarıma da; okulda, iş yerimde, mahallemde, yolda, yaşamın her alanında geçici gözle bakmak zorunda kalırsınız ki bu da UYUM konusunda ne denli yol aldığımızı bize göstermektedir. Kalıcı olmak, buralı olmanın koşullarını yaratmak sadece Almanlardan beklenmez. Burada yaşayan yabancıların da kendilerine kalıcıyız gözü ile bakmaları ve geleceklerini bu düşünce ekseninde kurmaları gerekiyor.
Değerli dostlar;
Burada KALIYICIZ derken yanılıyor muyuz acaba, ne dersiniz? Yoksa "işini bitirince dönerler bir gün" görüşü mü ağırlıkta?...
Selamlarımla Turan Akpınar
19.02.2010